“Bilim insanları Bofa yani daha bilinen adıyla lamprey balığından ilham alarak yüzen bir robot tasarladı: AgnathaX. Amaç çenesiz, kan emici balığın omurilik ve sinir sistemini inceleyebilmek. Böylece bilim insanları, omurilik ve sinir sistemi hakkında daha fazla bilgiye sahip olacak”

Doğa bilim insanlarına ilham olmaya devam ediyor. Birçok alanda bilim insanları doğadan ve doğadaki şeylerden esinlenerek proje tasarlıyor. Özellikle robotların yapımında bu durumu görüyoruz.

Bu durumu son olarak yeni yapılan bir robotta gördük. Bilim insanları bir balıktan yola çıkarak yeni bir yüzen robot tasarladı.

Tasarıma ilham olan balık Bofa yani daha bilinen adıyla lamprey balığı. Bu balık, parazit balık olarak sınıflandırmadaki yerini alıyor. Bu balıklar türleri arasında ürkütücü ve sıra dışı olarak karşımıza çıkıyor. En belirgin özellikleri ağız yapılarıdır. Çenesiz olan bu balıkların kan emme kabiliyetleri belirgin özellikleri arasında yer alıyor. Bu canlılar başka canlıların vücutlarında delikler açabiliyor. Bu sayede, deliklerden canlıların kanını emerek besleniyor. Bofa yani lamprey, bu yönleriyle oldukça tehlikeli ve korkutucu olarak karşımıza çıkıyor.

Bilim insanları işte bu balıktan ilham alarak yüzen bir robot tasarladı. Robin Thandiackal, Kamilo Melo, Laura Paez, Johann Herault, Takeshi Kano, Kyoichi Akiyama, Frederic Boyer, Dimitri Ryczko, Akio Ishiguro, Auke J. Ijspeert çalışmada adı geçen isimler arasında yer alıyor.

Tasarım amacı nedir?

Robotun tasarlanma amacı lamprey balığının omurilik ve merkezi sinir sistemini incelemek. Bilim insanları buradan yola çıkarak omurilik ve sinir sistemi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak istiyor. Onlara göre bu konu özellikle birçok canlıyı ilgilendirecek gibi duruyor. Çünkü bu balıklar birkaç yüzyıldır yaşıyor. Ayrıca balıkların soyları omurilikleri çok fazla değişmeden hayatlarına devam etti.

AgnathaX adını taşıyan robot aynı zamanda, yüzme hareketinin sinirsel kontrolünü incelemek amacıyla tasarlanıyor. Bunun yanı sıra çalışma robotik alanına yeni bilgilerin kazanılmasını sağlıyor.

Çalışma ekibi araştırmaları kapsamında robotun omuriliğine çok sayıda kesik açtı. Sonrasında robotun yüzmeye devam edip etmediğini gözlemledi. Buradaki amaç, yüzen robotlarının, merkezi ve periferik sinir sistemlerinin hareketi koordine etmek için nasıl etkileşime girdiğine dair sinirbilime yeni bilgiler sağlamak. Gözlemin sonucunda dışarıdaki sensörlerin robotun suyu algılamasına ve buna göre telafi etmesine izin verdiği ortaya çıktı. Bu sensörler periferik sinir sistemini taklit eden lambalardan oluşuyor. Bunlar sayesinde araştırmacılar, omurilikte oluşabilecek gerçek kesiklerin sonuçlarını incelemiş oldu.

Araştırmacıların bir sonraki adımı robotun yönlendirilmesi. Ayrıca daha çalkantılı sularda bir aksama yaşandığında yüzme kabiliyetini test edecekler. Araştırmacılara göre bu araştırma, yüzen robotiklerin gelecekteki gelişimi için yararlı bilgiler sunacak. Ayrıca okyanus araştırmaları alanına önemli yararlar sağlamış olacak.